Çarşamba, Mart 24, 2010

Ful Yaprakları

Özet

‘Dünyada beni özleyen, sesimi duymak isteyen tek bir canlı dahi yok.’
Ful yaprakları, sesleri çıkmadığı halde hayata haykırmaya çalışanların oyunudur.
‘Orada kimse yok mu?’
Yaşam hiç bir evresinde kucak açmamıştır, koca şehrin ortasında, tek kişilik hücrelerinde yaşamak zorunda bırakılanlara.
Tek yol kendilerine benzer birilerini bulumaktır. Ama ‘kendilerine benzer birileri’ de yoktur aslında. Çünkü o ortamda kendileri bile kendilerine benzememektedir.
O halde gerçeği sanalın içinde eritmek ve de yeniden şekillendirmek gerekmektedir.
‘Ful Yaprakları’, hiçliğin kıyısında dolananların var olma ve hayatlarını yeniden yazma çabalarıdır.

http://www.tiyatrodunyasi.com/tiyatro_detay.asp?oyunid=88

Pazartesi, Mart 08, 2010

Düşüş

bazen tutunamayip, tutulamayip düşüyor insan... kafadan geçen seçenekler;
-tekrar ayağa kalkip durumu kontrol altına almaya çalışmak
-yada bulunduğu yatay düzlemi koruyarak bir daha düşmemeyi garanti altına almak.
bir sure için böyle düşünmek güzel "b" şıkkı evet bu...
sonra duyulan kahkahalar ve yorumlar eşliğinde kafaya takılan yeni bir soru
peki ya vazgeçme zamanı değilse zaman? kalktığımda ulaşacaksam eğer huzura?
o zaman bu sefer kalkmaya değer bin defa!

let down - radiohead iyi gidebilir

Salı, Mart 02, 2010

66. SONE

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

William SHAKESPEARE Çeviri : Can YÜCEL

Pazartesi, Mart 01, 2010

The Boondock Saints II: All Saints Day

ikinciside çekilmis bitmis bile:) oldum olasi irlandaya hep saygi ve sevgi beslemisimdir. erkek milletinin kadinlari sadece sarisin ve esmer olarak tanimliyabildikleri o kendini bilmez dönemlerinde bile kizil kizil hatta çilli olsun dedigimi hatirliyorum. eee bu ilgi sonucta beni irlanda dolaylarina dogru surekledi. bu filmdeki iki kardeste tam piskopat irlandali tanimina uyduklarindan kelli filme ayri bir ilgiyle hasta oldum. izleyiniz efendim

Perşembe, Şubat 25, 2010

The Hitchhiker's Guide To The Galaxy



Kendinizi kurtulma umudunun olmadığı bir yerde bulursanız yapılacaklar:
Bugüne kadar yaşam size iyi davrandığı için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün. Alternatif olarak, eğer yaşam size yeteri kadar iyi davranmadıysa... ...ki, içinde bulunduğunuz koşullar öyle olmadığını gösteriyor... ...artık başınıza başka dert açmayacağı için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün.

Ateist ölur ve oteki tarafta tanri ile karsilasir...

Ateist- merhaba abi
Tanri- selam, tanidin mi?
A- hayir... tanimiyorum
T- guzelim kasma artik, biz bizeyiz...
A- birden kotu oldum abi
T- bisey icer misin?
A- ...

--------------------------------------------------------------

T- bana inanmiyor mussun ?
A- yanlisin var abi.. yok oyle bisi..
T- hadi hadi..
A- abi simdi obur tarafta boyle kizlara filan
hava atmak icin inanmam filan dedik ama.. sen
buyuksun icimi bilmen lazim icten diildi yani..
sadece bi kac kiz dusurmek icindi..
T- e aferim.. burda da hurileri kacirdin ama..
gec soyle kirmizili arkadas ilgilensin senle..
A- abi yapma kulun kolen olayim
T- yurruuu

---------------------------------------

A- bana sizden bahsetmemislerdi!?
A- tanistigimiza sevindim.
A- su var mi? abdest alicam da...

------------------------------------

A- eeoo sey...
T- kitap bastik o kadar di mi ama?
A- abi walla seytana uydum...

---------------------

A- fakat nietzche der ki...
T- gec onunla tartis istersen sicak sicak...

--------------------------------

A- atesin var mi?
T- sagdan ikinci kapi
A- ya aciklayabilirim...

Pazartesi, Şubat 22, 2010

raki, patlican, yagmur

-Fatihcim keske poset raki olsaydi poset caydan cok satardi.
(genius - ticari zeka)
-Patlican çok yeme patliycan irencim biliyorum kendimi böle seviyorum.
(akli basinda kendini bilir kisi)
-Yagmur adli sarkiyi dinle PLAKTAN
(nuktedan seni)

Cuma, Şubat 12, 2010

Depeche Mode

It's No Good cekti canim ama videosuyla ama gel gör ki yok abi hic bir mekanda. yok yok yok.

bu gün...

bu gün tekrar kendimi kendime çagirdim gelmedi sipa... o bana gelmezse ben ona hiç gitmem!

Çarşamba, Şubat 10, 2010

NICOLA TESLA


saolsun yaptığı hiç bir şeyi kağıda dokmeyerek bilim dünyasından büyük küfür yemiştir:D

kendisinin 150 yaşına kadar yaşıycağını iddaa edip 150 yaşına girdiğim gün bütün herşeyimi kamuoyuyla paylaşıcam deyip 85 yaşında mort olmuştur

bu tarz mallıkları dışında benim için bütün bilim insanlarının tepesinde bulunmaktadır

ilk radyo kulesine kuranda kendisidir

radyo frekanslarıyla şişme botu suda ilerleterek zamanında bütün gazetelerde manşet olmuştur

bir arada titreşimlere merak salmış ve labaratuvarının bulunduğu hiçbir fay hattının olmadığı bölgede yapay deprem oluşturmuştur

ayrıca ilk yapay yıldırımı da kendisi yapmıştır. 300 metre ötedeki ampulleri sinyallerle yakmayı başarmıştır.ayrıyetten yüksek gerilimi iç organlarına zarar vermeden vücudundan geçiren ilk kişi olma ünvanınıda taşımaktadır.

amerika'da tesla tower ı inşa ettirmiş fakat sermayeyi karşılayan adamın susturulması ve devletin dünya için 1.dereceden tehlikeli olduğu iddaa edilerek tesla kulesi yıkılmıştır ve böylece ışınlanma ve bir çok buluşun fos olması sağlanmıştır

kısacası kral adammış ama bazı kişiler tarafından susturulmuştur.

Salı, Şubat 09, 2010

THE END



odanin duvarindan sana bakacakti eger ben cizmis olsaydim...
sairinde de dedigi gibi

This is the end, beautiful friend
This is the end, my only friend
The end of our elaborate plans
The end of everything that stands
The end

Pazartesi, Şubat 08, 2010

anlatici



kitleler dinleyecek bir gun masallarimi, anlattiklarimin yarisi gercek yarisi yalan. isteyen istedigini alacak mutlu ayrilacak bu sofradan...

fever pitch

...elinizden bir şey gelmediğinde başka ne yapabilirsiniz ki? her günün belirli saatlerini, yılın belirli aylarını, ömrün belirli bir kısmını üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı bir şeye ayırdığımızı düşünecek olursak;derin ve anlaşılmaz görünen esrarengiz bir şeyle karşılaşan bütün diğer ilkel toplulukların yapmış olduğu gibi, bizim de, her ne olursa olsun kontrol gücüne sahip olduğumuz yanılsamasını yaşatan, dahice fakat tuhaf ayinler geliştirme noktasına kadar gerilememizde şaşılaşacak bir şey var mı ?

nick hornby

Pazar, Şubat 07, 2010

nouvelle vague



Pazartesi, Şubat 01, 2010

inner world





"If we are happy in our inner world,we usually have happy dreams."

aequitas & veritas

Çarşamba, Temmuz 22, 2009

shootnRun


Çarşamba, Mayıs 13, 2009

sıkıcı

sıkıcı harbi haddinden fazla sıkıcı ve öldürücü bir atmosfer. benden beklenenleri verememek... ya da bekleyenin beklentilerinin benimle çakıştığı nokta. zorunlu olarak beklenenlerse kamçı. diğerleri bir yana. bu kamçı ezmemesi gerektiği halde eziyor beni. rahatlamaya ihtiyacım var sigara... bu da bedenimin bir beklentisi benden. herkez bir parçamı istiyor. daha bütününe talip yok. parçalanmaksa acı... bunu benim yapmam acı olan. yapmadığımda bir bok olacağı yok belli. belki de bütün çok ağır. bende parça parça beslendiğime göre. yada sürünün kuralları böyle herkese bir parça. öldürdüğüm insanlarla öldüğümü anımsıyorum...yaşamsa sürekli göz kırpan bir orospu gibi. asla sahip olamadığım. su an o bile göz kırpmıyor. beklenenleri verememe meselesi biraz galiba.

vermezsen alamazsın. ve tekrar başa sarıyoruz - sıkıcı. haddinden çok fazla. paronayak bir sıkıcılık hakim sanki. sıkıldıkça sıkılacak şeylerin bittiği sanılırken çoğalması. ters orantı hakim bir çok şeye. yoksa niye saçmalıyorum ki şimdi. sanırım yazmak rahatlatıyordu insanı. oysa sigarada öyle. alkoleyse para yok. diğerleri zaten yok. hasta insanları bu yüzden seviyorum belki. vücuda verilen ölü mikrobun bizim iyileşme sebebimiz olduğu gibi. yakın bir ilişki mevcut aralarında. bu kesinlikle onları daha küçük görme durumu değil. aksine ilacım muhtaç olduğum bir şey. muhtaç olduklarımda asla en azından benden küçük şeyler olamaz. adam gibi hasta bile olamıyorum. adam gibi saçma bir laf. kabul ediyorum bunu ama yerine başka bir şey koyamıyorum. hep eksik bir nokta mevcut. eksikliklerse bütünü tamamlayan parçalar. eksik parçaların oluşturduğu bütünler paradoksu.

belki de sorduğum sorunun cevabı budur. -hayatımın çelişkisi durumu- bu bana mantıklı geldi. karmaşık hiç değil. net ve parlak. kaşınıyorum ama temizim. gene sinirlendim galiba ama neye. su iç. yok yok bence uyu. bu daha mantıklı. ama bu sinirlemi. evet bu sinirle. nasıl olsa yorgun bünye daha fazla hor davranılmayı kaldıramaz ve o diğer dünyaya gider. öldürdüğüm insanlarsa hala o dünyada. bu aralar daha bir sıklıkla görür oldum onları. belki de beklentileri boş verip kabullendiğim içindir. ama orada hiçte ölü gibi değiller. iyi ki öldürmüşüm onları. böylesi daha iyi. garip kontrol ettiğimi düşünüyorum bazen o dünyayı. yoksa o mu beni kontrol ediyor bilmiyorum. öldürmediklerimi de çıkarıyor bazen karsıma. ama onlar hala yaşıyorlar. hala parçalıyorlar beni. öldürmem gereken daha çok kişi var anlaşılan.

Çarşamba, Nisan 22, 2009

[YARRAAM]

Kendisi her ne kadar en sevdiğim küfürler listesinde ilk beşte de olsa, konu başlığımın aslında pekte alışıla gelmiş anlamıyla uzaktan yakından hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Kendisi benim PES 2009 da become a legend kısmında oluşturduğum profilin adıdır. Tabi ki ilk olarak aklıma gelen isim bu değildi. İnanın bir çok karizma isim denemiş olmama rağmen zatı muhteremlerinin beni sinir etmesi sebebiyle en son bu isimde karar kıldık. İsimden midir yoksa tecrübe kazanma dönemimidir bilinmez, kendisi bir yıldız olma yolunda emin adımlarla ilerlemekte.

O bir yana gelelim bana. Pekte öyle yıldız olma yolunda ilerlediğim söylenemez. Zaman zaman sahne ışıklarının altına atsam da kendimi sonunda karanlık köşelere kaçmayı hala seviyorum. Eee ne demişler yağmur hala yukarıdan yağıyorsa, domatesler kırmızıysa, güneş batıdan batıyorsa muhtemelen her şey yolundadır. Ama hala idrak edemediğim şey bir hıçkırığı geçirmek için suyu nasıl tersten içersin. Allahtan hıçkırığa kapılan ben değilim. İnanın içim parçalandı arkadaşım için. Birkaç denemeden sonra vazgeçti. Boşverin böylede yaşayabilirim dedi. Bizde seni böylede severiz takma kafana bırak o bardağı dedik…

Salı, Nisan 21, 2009

küçük prens

…bu mink prensesin birde prens versiyonu olmalıydı sanırım. Prens de o kadar minikmiş ki prensesi onu fark etsin diye denemediği yol kalmamış. Prenses ise onu görse bile bakmazmış. Aslında bakıp da görememek derler ya işte öyle. Çocuğun ne kendisi prensmiş nede küçük kız prenses. Onlar sadece baktıklarını gördükleri için hiçbir zaman bir birlerini görememişler. Masal bu ya prens bir umutla hep kurbağa kılığında gezmiş. Prenseste gördüğü bütün kurbağaları acaba bumudur prens diye öpmüş. Fakat zaman ilerlemiş, seneler geçmiş. Kendisini prens zanneden bu küçük çocuk büyümüş, artik bir kurbağa olarak gezemeyecek kadar kocaman olmuş. Hem artık kendisini kurduğu hayal ülkesinin kralı ilan etmiş. Bu şekilde daha mutlu olmuş. Artik biliyormuş ne kendisi bir prens nede bir prenses var. O artık her şeyin kralıymış. Tek sorunu sadece bir kraliçeymiş...